SENİ HÜKM-Ü EZEL ÂŞÛB-U DEVRÂN ETMEK İSTERMİŞ <br />Seni hükm-ü ezel âşûb-u devrân etmek istermiş <br />Beni bahtım gibi zârü perişân etmek istermiş <br />Meğer sâki-i devrânın füsûn-u işveden kasdı <br />Beni bir câm ile rüsvây-ı devrân etmek istermiş <br /> <br />Perişan: Dağınık, karışık, kederli <br />Ezel: Başlangıcı olmayan, geçmiş zaman, eskiden beri <br />Hükm: Hüküm, yargı, buyruk, emir, karar, kuvvet <br />Aşub: Kargaşalık, karıştırıcı <br />Devran: Zaman, devir, felek, çağ <br />Zar: Ağlama (Sesli ağlama), inleyen, zayıf, dermansız <br />Makam: Nihâvend <br />Beste: İsmâil HAKKI Bey <br /> <br />Yöneten (Şef): Hasan ESEN
