DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Uludere’deki kardeşlerimizin şehit olmasının birinci yıldönümü. Yarın Uludere’de BDP’nin organize ettiği bir tören yapılacakmış. Daha sonra da sınıra yürümek istiyormuş kalabalık. Ancak Valilik izin vermemiş yürüyüşe. Yarın yapılacak törene sivil toplum kuruluşları ve CHP de katılacakmış. Ancak devlet ricalinden kimse davet edilmemiş.<br /><br /> ADNAN OKTAR: Oradaki belli ki bir kaza. Orada neden şüpheleniyorlar, ben onu anlamıyorum. Kasten mi yaptıklarını düşünüyorlar? Devletin hangi görevlisi böyle yapar? Böyle bir delice çirkin bir cesareti kim gösterebilir? Ve ne gerekçeyle yapsın? Gariban, mazlum bir insanı şehit etmek neyin intikamı olur? Nereye gövde gösterisi olur? Yani kimi yıldırır bu? Yani hiçbir amacı yok. Orada belli ki bir kaza olmuş. Ayıp yapıyorlar. Yani Başbakan mümin muttaki bir insan. Oradaki vefat eden, şehit olan kardeşlerimiz mümin,Müslüman, mazlum insanlar. Herkes çok rencide oldu, acayip rahatsız olduk. Ama kaza olduğu belli. Uçak kazası da oluyor. Yani defaatle söyledik. Daha önce PKK saldırırken, aynı böyle katırlarla geldiler, karakola saldırdılar. Gelen istihbaratta da, oradaki memurların değerlendirme şekli, diyorlar ki: “Bunlar kaçakçıdır veyahut sınır ticareti yapan insanlardır, ellemeyin, bunların PKK ile alakası yok.” Sonra adamlar geldiler, darmadağın ettiler karakolu. Bütün bir yer, bombaladılar karakolu. Orada kardeşlerimizi şehit ettiler. Şimdi bu acıyı yaşadığı için askerlerimiz, istihbaratımız, aynı olay tahakkuk edecek diye, bu tecrübeyle yanlış istihbarat vermişler belli ki. Tabii ki bellidir, yani onu emir veren subay da bellidir ama belli ki kaza bu. Ve bin pişman olmuşlardır. Bunun bu şekilde üstüne gidilmesi, yakışık almıyor. Yani intikam da değil. Bir de böyle çirkin çirkin bir şeyler konuşuyorlardı bir ara. Nasıl olsun böyle bir şey? Dinen mümkün değil, aklen mümkün değil, vicdanen mümkün değil. Nasıl böyle bir şey olsun?<br /><br /> DİDEM ÜRER: “PKK’nın üst düzey adamları geçecek” diye istihbarat almışlardı bildiğiniz gibi Hocam, dediğiniz gibi tedirgin olmaları çok makul orada. Kasten nasıl yapsınlar öyle bir şeyi?<br /><br /> ADNAN OKTAR: Yok, o çok çok mantıksız. Madımak Oteli de, o da yine iddia edilen Ergenekon terör örgütünün olayı. Bu olayda yine bir kasıt tabi ki gene iddia edilen Ergenekon terör örgütünün de bir oyunu şeyi olabilir. Mesela biliyorlardır onların sınır ticareti yaptıklarını. “Kaçakçı” demiyorum o çocuklara. Şehit oldukları için. Sınır ticareti yapan gariban insan, kardeşlerimiz. Yani bir acayiplik var daha Türkçesi. Biraz araştırılsa, o da çıkabilir. Hükümeti zor durumda bırakmak için iddia edilen Ergenekon terör örgütü de bir oyun oynamış olabilir. O garibanları özellikle de oraya göndermiş olabilirler, bombalanmaları için. Ona göre de telsizle yahut oradan buradan mesela PKK konuşması gibi konuşmalar yapmış olabilirler. “Şu an karakola doğru ilerliyoruz. Silahlar hazır. Mermiler hazır” buna benzer konuşmalar yapmış olabilirler telsizle, o şekilde istihbaratı yanıltmış olabilirler veya bir tuzak kurmuş olabilirler. Özetle ben, hükümetin dindar olduğundan eminim. Bütün üyeler dindar. Askerimiz de vicdanlı. Böyle bir oyuna hiç kimse girmez. Bunda bir yanlışlık olduğu belli. Kaza bu, inşaAllah.
