HÜZÜNLÜ GURBET <br />Beynim tıpkı bir sorular harmanı, <br />Kafamda istifham, cevabı sisli; <br />Gezer dururum yorgun ve avare... <br /> <br />Sarmış buğulu hüzün dört bir yanı, <br />Kalbim annemin kalbi gibi hisli; <br />Her halim garipliğime emare... <br /> <br />Kulaklarımda bir gurbet şiiri, <br />Nağmelerimde poyraz serinliği... <br />Duşüncem ''''veda'''' diyor bu yerlere. <br /> <br />Yuvadan ayrıldığım günden beri <br />Gömdüm sineme sevinci neş’eyi; <br />Hasretim şimdi o mavi günlere... <br /> <br />Gurbet yağıyor ufkuma muttasıl... <br />Ve semâda hicbir şimşek çakmıyor; <br />Aysbergler gibi sopsoğuk sokaklar... <br /> <br />İnsan eşya ve varlık fasıl fasıl, <br />Irmaklar bizdeki gibi akmıyor <br />İhtiyaç içinde kalabalıklar. <br /> <br />Bu yerde kalbe ilhamlar inmiyor, <br />Adeta kapısız gökler ve yerler... <br />Bir madde katılığında her biri... <br /> <br />Burda ruha guzellikler sinmiyor, <br />Tüter gozümde o bizim bahçeler; <br />Nerde o yemyeşil bahar gunleri... <br /> <br />Doğ ey ışık doğ gönlümün içinden <br />Tasayla dolaştığım bu yerlerde, <br />Bana ruhumun sırlarını duyur. <br /> <br />Bir ses sun o eski bestelerinden, <br />Şu hüzünlü şafakta perde perde... <br />Açlıkla kıvranan ruhumu doyur. <br />Makam: Nihâvend <br />Beste: Ertuğrul ERKİŞİ <br />Güfte: Fethullah GÜLEN <br /> <br />(GÖNÜL PENCERESİ-2008)
