Ali Ayçil (1969)<br /><br /> <br /><br />Hem Yaralı Hem Yakını Bir Yaralının<br /><br /> <br /><br />Hem yaralı hem yakını bir yaralının<br /><br />kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan<br /><br />kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum.<br /><br />Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasında<br /><br />kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.<br /><br /> <br /><br />Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü<br /><br />suya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı.<br /><br />Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak?<br /><br />şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka<br /><br />neyin var sen gidince aklı sende kalacak!<br /><br /> <br /><br />Şehirden Erzurum kitaplardan Krişna<br /><br />üzerime uzattım gerneştikçe yorgun düşen evleri, hiç yaşlanmadı akşam<br /><br />hiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar.<br /><br />Kurutulup saklanmış bir hayatım yok diye beni boşladı kışlak<br /><br />indim aşağılara, ilk seferde dürülmüş sancak gibi açık kaldı maceram.<br /><br /> <br /><br />Hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.<br /><br />dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.<br /><br />Yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi<br /><br />ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak<br /><br />ve neden baktığımda büyüyor ölü balık gözleri.<br /><br /> <br /><br />Yurtsuz Marek* beni çiz benden başka göçmen yok<br /><br />boştu varlığın evi iki ince boynumla salındım ortalıkta.<br /><br />Bak nasıl da oturuyor üstüme sararmış otlakların uzaktan görünüşü<br /><br />trampetler çalınca toz kalkan bir kasaba gibi duruyor yüzüm<br /><br />soyuldu her bir yanım günlere yapışmaktan, hâlâ sütten kesilmedi bu yara.<br /><br /> <br /><br /> <br /><br /> *Marek Brzozowski. Göç temasını işleyen Polonyalı bir ressam.<br /><br /> <br /><br /> <br /><br />(Dergah, 174)
