Sanat tarihi kadınları “ilham perisi” diye süsleyerek de unutturmayı sever. Peri masalları elbette güzeldir, ama gerçek değildir! Eren Eyüboğlu da hayallerdeki bir peri değil, büyük bir yaratıcıydı. <br /><br />Asıl adı Ernestine Leibovici olan "Romanyalı yabancı gelin"di Eren Hanım. Evet, "Yabancı gelin" denilerek de anıldı, ancak Anadolu onun resimleriyle bambaşka renklerde dile gelecekti. <br /><br />Eren Hanım, bir dönem terk edilişin de, başkalarının da, başkalarına yazılan şiirlerin de gölgesinde kalmadı. Çünkü o, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Paris'te, henüz yolun başındayken büyük bir yemin etmişti: "Birimiz resmi bırakırsa, ayrılacağız." <br /><br />Bedri Rahmi Eyüboğlu: <br /><br />“Karadutum, çatal karam, çingenem <br />Nar tanem, nur tanem, bir tanem” <br /><br />diye yazacağı Mari'ye (Mari Gerekmezyan) gittiğinde de bu yemini bozmadı, fırçasının gücüyle dimdik ayakta kaldı. Kendisine biçilmek istenen hayatı bambaşka bir şeye çevirdi; takvimden koparılan yapraklar gibi azalmadı, aksine bu toprakların eşsiz resimlerini yaptı, erdi, Eren oldu, Eren Eyüboğlu oldu. <br /><br />Onunki, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun "Eren anadan doğma ressamdır" sözleriyle taçlanan bir zaferin hikâyesiydi. <br /><br />Tutulmamış sözlerin gölgesinden sıyrılarak, hoyratlıkların karanlığını yırtarak, yeteneğinin ışığında parlayan Eren Eyüboğlu'nu ve 10 Temmuz 2026 tarihine dek Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde ziyaretçilerini bekleyen Yan Yana sergisini, küratörü Ömer Faruk Şerifoğlu'ndan dinleyelim.
