Erol Sunat’ın bu kaleme aldığı metin, hayatın her alanına sirayet eden çıta kavramını ve bu kavramın toplumsal yansımalarını derinlemesine sorguluyor. Başlangıçta basit bir ölçüt olan bu terimin zamanla siyaset, edebiyat ve eğitim gibi mecralarda nasıl bir baskı unsuru haline geldiği anlatılıyor. Özellikle ailelerin çocuklarına dayattığı yüksek başarı beklentileri ve ekonomik zorlukların yarattığı hayat mücadelesi, çıtanın artık aşılması güç bir engele dönüştüğünü gösteriyor. Yazar, insani değerlerin ve huzurun önüne geçen bu suni hedeflerin bireyler üzerindeki psikolojik yüküne dikkat çekiyor. Günümüzde ise bu çıtaların liyakatten uzaklaştığı ve dar gelirli kesim için anlamını yitirerek paramparça olduğu vurgulanıyor. Nihayetinde metin, insanların birbirine sevgiyle yaklaştığı ve gereksiz hırslardan arındığı çıtasız bir hayatın özlemini dile getirerek son buluyor.
