Bu metin, Türkiye’deki siyasi ve sosyal yozlaşmayı eleştirirken mevcut iktidarın dini duyguları bir istismar aracı olarak kullandığını ileri sürmektedir. Yazar, FETÖ gibi yapıların dış güçlerden aldığı güvencelerle pervasızca hareket ettiğini ve ülkedeki etik çöküşün engellenemediğini savunmaktadır. Toplumdaki uyuşturucu sorunuyla mücadele için sivil denetim mekanizmaları önerilirken, asıl büyük tehlikenin halkın ekonomik haklarının gasbedilmesi olduğu vurgulanmaktadır. Kul hakkı kavramı üzerinden ekonomik adaletsizliklere dikkat çekilerek, siyasi figürlerin Müslüman gibi görünerek şahsi menfaat peşinde koştukları iddia edilmektedir. Son olarak yazar, halkın bu algı operasyonlarına karşı bilinçlenmesi gerektiğini ve sadece slogan atmanın çözüm getirmeyeceğini ifade etmektedir.
