Yazar, bu metinde yabancı dil öğretimi ile yabancı dille eğitim arasındaki temel farkları keskin bir sınırla birbirinden ayırmaktadır. Bir lisanın ek bir beceri olarak kazanılmasını mesleki ve kişisel gelişim açısından faydalı bir ihtiyaçolarak görerek desteklemektedir. Ancak temel derslerin yabancı bir dille işlenmesine, milli egemenlik, anayasal ilkeler ve kültürel bağımsızlık gibi gerekçelerle şiddetle karşı çıkmaktadır. Eğitim dilinin yabancılaşmasını bir tür kültür emperyalizmi olarak niteleyen yazar, bu durumun öğrenme kalitesini düşürdüğünü savunmaktadır. Sonuç olarak, anadilde eğitimin korunmasının toplumsal varlığın sürdürülebilirliği için hayati bir zorunluluk olduğu vurgulanmaktadır.
